Ev ve Yaşam 3 dk okuma Selin Türel
Şimşek ve Yıldırım Arasındaki Fark Nedir
Bulut içinde yüklerin nasıl ayrıştığını, boşalma kanalının nasıl açıldığını ve gök gürültüsüyle mesafe hesabını anlatan bir bakış.
Şimşek, doğanın en gösterişli olaylarından biridir ve saniyenin çok küçük bir kesrinde biter. Görülen o parlak çizgi aslında uzun bir hazırlığın son adımıdır. Asıl iş, gözle görülmeyen dakikalar boyunca bulutun içinde yapılır. Orada elektrik yükleri sessizce ayrışır, birikir ve havanın yalıtkanlığını yenecek bir noktaya kadar tırmanır.
Bulut Nasıl Yüklenir
Yük ayrışmasının en yaygın açıklaması, bulut içindeki buz parçacıklarının çarpışmasına dayanır. Fırtına bulutunun içinde güçlü yükselen akımlar vardır. Bu akımlar, hafif buz kristallerini yukarı taşırken, daha ağır ve yumuşak buz topakları aşağı doğru düşer. Yolda birbirlerine sürtünürler. Bu sürtünme sırasında yük alışverişi gerçekleşir: küçük kristaller pozitif, ağır topaklar negatif yük kazanma eğilimindedir.
Sonuç, bulutta düzenli bir yük ayrışmasıdır. Bulutun tepesinde pozitif yükler toplanır, tabanına doğru negatif yükler birikir. Negatif yüklü taban, altındaki yer yüzeyinde de bir tepki yaratır; zemin üzerindeki pozitif yükler yukarı doğru çekilir ve özellikle yüksek noktalarda, ağaç tepelerinde, direklerde, bina köşelerinde yoğunlaşır. Böylece bulut ile yer arasında devasa bir gerilim farkı kurulmuş olur.
Kanalın Açılması
Hava normalde çok iyi bir yalıtkandır. Ancak gerilim yeterince yükseldiğinde havanın molekülleri iyonlaşır ve iletken hale gelir. Buluttan aşağı doğru, gözle zor görülen soluk bir öncü kanal iner. Bu kanal düz bir çizgi izlemez; en az dirençli yolu ararken kırılır, dallanır ve zikzak çizer. Şimşeğin o tanıdık çatallı görüntüsünün nedeni budur.
Öncü kanal yere yaklaştığında, yerden yukarı doğru kısa bir karşı akım yükselir. İkisi buluştuğu anda devre tamamlanır ve asıl boşalma gerçekleşir. Bu geri dönüş akımı, kanal boyunca yukarı doğru ilerler ve gördüğümüz parlak ışığı üretir. Yani şimşeğin parlak kısmı aslında aşağı değil, yukarı doğru hareket eder. Çoğu zaman bu boşalma tek seferde bitmez; aynı kanal birkaç kez kullanılır ve bu yüzden şimşek titriyormuş gibi görünür.
Gök Gürültüsü Nereden Gelir
Boşalma anında kanal içindeki hava, bir saniyenin binde biri kadar sürede otuz bin dereceyi aşan sıcaklıklara ulaşır. Bu, Güneş yüzeyinden kat kat sıcaktır. Aniden ısınan hava patlayıcı biçimde genleşir ve çevresine güçlü bir basınç dalgası gönderir. Duyduğumuz gürültü bu dalganın kendisidir.
Işık saniyede üç yüz bin kilometre yol alırken ses ancak üç yüz otuz metre kadar ilerler. Bu fark, mesafeyi tahmin etmenin kolay bir yolunu verir. Parıltıyı gördükten sonra saymaya başlayıp gürültüyü duyduğunuzda durursunuz; geçen saniye sayısını üçe bölerseniz yaklaşık kilometre cinsinden uzaklığı bulursunuz. Yakın bir boşalma keskin ve çatlayıcı bir ses üretir, uzaktaki ise uzayan bir gümbürtüye dönüşür. Bunun nedeni, kanalın farklı bölümlerinden gelen seslerin farklı zamanlarda kulağa ulaşması ve arazi yüzeylerinden yansımasıdır.
Terimleri Ayırmak
Günlük dilde sık karıştırılan üç kelime vardır. Şimşek, genellikle bulut içinde ya da bulutlar arasında gerçekleşen ve gökyüzünü aydınlatan boşalmayı anlatır. Yıldırım, bulut ile yer arasında gerçekleşen ve zemine ulaşan boşalmadır. Gök gürültüsü ise her ikisinin de ses olarak duyulan sonucudur. Uzaktaki bir fırtınada yalnızca ufkun aydınlandığı, ancak sesin duyulmadığı durumlar da vardır; bu, olayın ses dalgasının sönümlendiği bir mesafede gerçekleştiği anlamına gelir.
Doğaya Katkısı
Boşalmanın hangi noktayı seçeceği büyük ölçüde geometriyle ilgilidir. Elektrik alan, sivri ve yüksek noktalarda yoğunlaşır; bu yüzden düz bir arazide tek başına duran bir ağaç ya da direk, çevresine göre çok daha olası bir hedeftir. Aynı ilke paratonerin çalışma mantığını da açıklar. Paratoner boşalmayı çekmek için değil, ona kontrollü ve iletken bir yol sunmak için vardır; enerjiyi yapının içinden geçirmeden doğrudan toprağa iletir. Açık arazide kalındığında tepe noktalarından ve yalnız ağaçlardan uzaklaşmak, alçak bir çukurda beklemekten daha belirleyici bir tercihtir.
Görüntüsünün sertliğine rağmen bu boşalmaların ekolojik bir işlevi de vardır. Atmosferin büyük bölümü azot gazından oluşur, ancak bu gaz bitkiler için doğrudan kullanılabilir değildir. Boşalma anındaki muazzam enerji, azot moleküllerini parçalayarak oksijenle birleşmelerini sağlar. Oluşan bileşikler yağmurla toprağa iner ve bitkilerin kullanabileceği doğal bir gübreye dönüşür. Fırtınadan sonra havanın farklı kokması ve bitkilerin canlanmış görünmesi tamamen bir yanılsama değildir.